28 May 2014

Nedir İşin Aslı?

 İşin Aslı,özü adında saklı olan ve kendi kafasını başta olmak üzere çoğu kafayı şişirmemek adına,blog açmak suretiyle iç sesini konuşturacak olan bir halk kahramanıdır :) Özü adında saklıdır dedim ya,Adı Aslı'dır ve işlerin aslını anlamaya çalışmak şu ara tek meşgalesidir.



3 yılını geride bıraktığı bir evliliği ve bu evlilikten olma bir eşi vardır :) Güller diyarında doğmuş olmaktan mütevellit,bir güldür.Tutmasını bilmeyeneyse dikenin ta kendisidir!

3 yıldır memleketinden uzakta,bambaşka bir kültürün içinde olmaktan mıdır nedir epeyce değişmiştir bu gül.En basitinden artık,dikenlerini başkalarına değil kendine batırmaya başlamıştır!

İşte işin aslını anlamaya çalışmakta böyle başlar...

Küçük bir memleketin,küçük insanı oldum hep.4 kişilik bir ailenin de en küçüğü,mahallenin de en küçüğü,sınıfın da en küçüğü.Belki de bundandır hep küçük kaldı yüreğim.Hiç büyümedi,hiç kirlenmedi kiriletilmedi.Kötülük düşünmeyi de beceremedim,küçük yüreğime kötülükleri anlatmayı da.Ve hala en küçüğüm.Ve hala anlatamıyor,anlayamıyorum.

Hİç bir zaman planlı olmadım hayatımda.Gelişi güzel yaşadım,gelişi güzel konuştum,gelişi güzel davrandım...(Gelişi güzel olmadı...)

Meğer insanlar planlı konuşurmuş,meğer insanların küçük yüreğinde başka şeyler barınırmış,meğer herkesin menfaati varmış ve bu dünya çıkar dünyasıymış...bilemedim.

Hayatımdaki insnların sayısı da az oldu hep.Hala daha da az.

Az olup öz olmasını yeğleyenlerdenim.Herkesin dost olamayacağını biliyorum.

Beni tanımayan birisinin beni anlatması için ''soğuk'' kelimesi yeterli olur.Başka söze de gerek kalmaz :))

Dedim ya,ben herkese gül olmam.Dikenlerimi aşmak gerek...

İç dünyamı çok kişiye açmamamdan dolayı,her geleni kendim gibi sanıyorum çoğu zaman.Yani şöyle özetleyeyim,ben bir balığım ve akvaryumda yüzüyorum.Su dolu akvaryumumda gördüğüm tek şey akvaryuma yansıyan silüetim.Bir tek kendimi görüyorum.Bazen gelip benim akvaryumuma başka balık  atıyorlar...Ve ben onu benim ''ben'' sanıyorum.
*Burdan benim durumumu böyle felsefik bir şekilde özetleyen eşime teşekkürü de bir borç bilirim :)*
Oysa kimse ben değil.Her insan farklı bir dünya.Herkesin içinde farklı yaşanmışlıkların yarattığı izler var.O yaşanmışlıklarla öğrendikleri var.Belki yedikleri ve acısını bir gün başkasından çıkarmayı bekledikleri darbeler var.Daha neler neler var da ben bilmiyorum!
Ve işte başlıyorum işin aslını aramaya.İşin aslı nedir? Nedir bizi insanlığımızdan alıkoyanlar? Kırılmış bir kalbin yarattığı huzursuzluk esir almaz mı bizleri ömür boyunca? Ya da birlikte yenilmiş lokmaların hesabı sorulmaz mı bir gün? Arayıp duruyorum bunların cevabını.
İşte ben böyle bir Aslı'yım.Anlattıklarımdan çok,anlatamadıklarımda gizliyim. Samimi bir ''Nasılsın''la dünyanın en mutlu insanıyım da,çoğu zaman hesabı yapılarak verilen ya da verilemeyen 'Merhaba'ların dertli bekçisiyim :)

Çok küçük şeylerle çok mutlu da olabilirim,çok küçük şeyler yüzünden mutsuz da.Ben buyum!

İnsani duygularını kaybetmemiş,yüreğinin içine dünyayı sokmamış bir balığım...

Ve yine de,hesapsız ve samimi yüreklerin olduğuna inancım var.Ve benim dünyamda da bu blogda da yanlızca onlara yer var.

Bir sonraki postda görüşmek üzere.Tüm hesapsız balıklara selam olsun...







Arabaya binme hesabı yapan balıkta selam eder


Sevgiler...