18 Mar 2016

Ankara'da Kahve Keyfi ???

Sıradanlaşan yaşantılarımızın,sözde farklılıklarını 'paylaşmak güzeldir' felsefesiyle birleştirip,en sık kullandığımız etiketler oldu çay keyifleri,kahve keyifleri...


                 
      Instagramın hayatımıza iyice yerleşmesiyle,her yeme içme faaliyetimiz,''sunum önemlidir''' her kahvaltımız,''kahvaltının mutulukla bir ilgisi olmalı'' her akşamımız,''dizi keyfi'' diye gider oldu. 
Böyle yazdığıma bakmayın,bende elimden geldiğince ınstagramı zevk ve hobiye çevirip,birşeyler paylaşıyorum ve bundan zevk de alıyorum.Zaten yapı olarak,görsele fazla takılan biri olduğum için bu ''sunum önemlidir'' durumları,daha da bir iştaha getiriyor beni de.Ve bu sunumun falan da ötesinde,bir parmak ucuyla o kadar fazla resime ve insana dolayısıyla bilgiye ulaşabiiyor olmak benim için instagramı daha da çekici hale getiriyor.
           Tabii her ortamda olduğu gibi,buradaki düşüncesiz insanları da görene kadar.
       
       İnsanoğlu...Yaradılışı eşsiz ve kusursuz varlık.Yaradılmış tüm canlıların en üstünü.Aklı olan ve bu aklı sayesinde kendini yönetebilen tek canlı...O kadar mükemmel,o kadar da tehlikeli. Kardeşini öldürebilecek ve yeryüzündeki ilk cinayeti gerçekleştirebilecek kadar korkunç.Nefreti,kini,bencilliği,hırsı ve nicesini içinde barındırabilecek ve tüm bunlar yüzünden her an birilerine zarar verebilecek kadar.
Evet,en başından belliymiş kardeşlerin bile kardeşçe yaşayamacağı.Hep bazı hesapların,temiz duyguların önüne geçeceği belliymiş.Çünkü belki de fıtratımız böyleymiş.Belki de yaşamın devamı için bunun böyle sürmesi gerekirmiş belki de belki.
 Peki...
Peki hangi hesap yüzünden,kendi canını feda edip 34 masum insaın gafilce ölümüne değer? Hangi haklı sebep, o 34 kişimin onların yakınlarının,o an orada olup yaralananların,yaralananların yakınlarının,olay yerinde olanların belki o an oradan geeçn bir hamile kadının,belki yalnız başına evine gitmeye çalışan ufak bir çocuğun vesaire vesaire . hangi haklı sebep bütün bu insanların hayatlarına ya da hayatları boyunca zihinlerine kazınan ''o an'' la yaşamalarına değer?
Ya da şuan o 34 kişi,ondan öncekiler belki bundan sonrakiler hayatlarını kaybettiler de ne oldu?
Sorulacak o kadar çok  soru var ki,o sorular da onların cevapları da bu şekilde gelen bir ölüm kadar acı,böyle bir ölüm kadar gerçek ve böyle bir ölüm kadar soyut...
Somut olan tek şeyse, her ölümün ardından ekranlarda gördüğümüz ''siyah takım elbiseler''...İçeriğindeyse yine soyut sözler ''milletimizin başı sağolsun''...

Söylenecek çok şey var da...Bizim aklımız yetmiyor malesef. Ya da söylenecekleri söylesek ne fayda,içimize güzel üülkemin başkentinde bile her an ölüm korkusu,sevdiklerimizi kaybetme korkusu yerleşmişken?
Şimdi ağzı olan pardon interneti olan istihbarat raporu yayınlıyor ''whatsaptan '' ''instagramdan''.Uzak durulacak yerler listeleri kol geziyor internette.
Her gün eşimi korkuyla yolluyorum o  uzak durulacak yerlere.En başta eşimin işyeri,uzak durulacakların başında? Biz napalım şimdi? 

Her gün,daha bir sevinçle karşılar oldum işten gelisini.Bebeğimle oyun oynamalarını izlerken daha bir duygulanır oldum.Daha bir paranoyak oldum.Daha hassas oldum.
Bugün,Ankara'mda önce kar atıştırdı sonra da pırıl pırıl bir güneş açtı.Ben o güneşin,karanlık günlerden sonra bir müjdeci olduğuna inanarak geçirdim günümü.İnşallah da öyle olur. Bu son acımız,son feryadımız olur...
Acı yakınına ya da kendine gelmeden anlamayan ''insanlara'' ders olur dilerim. ''Ankara'da Patlama'' haberlerine bakarak ''kahve keyfi '' ni paylaşanlara,ayıp olmasın diye ekran karartıp altına iki çift söz yazamayanlara,bu acıyı düşünmek ve hissetmek yerine birbirlerine surprizler yapıp paylaşanlara üzerine de sanki çok üzülmüş ya da çok yıpranmış gibi sakinleşmek için ''papatya çayı '' içenlere ders olur umarım. Hayattaki tek gerçeği instagram takipçisi olanlara,takipçi kaybetmemek için aralıksız keyif yapanlara ve kaybettiğimiz tüm canlara rağmen dünya umrunda olmayanlara bir ders,son ders olsun dilerim! 
Ankara'da kahve keyfi...O 34 ün içinde olmadığımız için kahve içebiliyor,kahvaltı yapabiliyoruz.Şimdilik o 34 den biri değiliz.Bir avm de ya da bir meydan da kimbilir belki bizim ecelimizi de belirlemiştir hainler. 
Biz bir avm de yanarken,haberimize bakarak kahve içilmesin!
 Yeter!