17 Eyl 2014

Taşınmak Üzerine


Taşınmak her zaman arınmışlığı anımsatmıştır bana.Şöyle evde tüm ele gelmez şeyleri atmak,mümkün mertebe sadeleşmek ve yeni bir evde tertemiz bir hayata başlamak.Hele ki başka bir şehire taşınmak söz konusuysa...*Bunlardan hangisini çok özleyeceğimin cevabıysa oradayken çok sıkıcı gelse de şimdiden oradan aldığım şeyleri aradıığım pasajlar :)* İşte pasajlardan bir kare






Bunlar da Mardin den seçmeler :))
Evlenir evlenmez,ilk ev taşımamın,yeni insanlar tanıyacak olmanın heyecanıyla ve en çok 'da 'daha doğu''sunun olmama sevinciyle kendimi Nusaybin de bulmuş ve pek de anlayamamıştım yeni bir şehirde olma hissini.Hayatınızda hep güzel başlangıçlarınız,umutla başladığınız günleriniz olsun.

Hepimizin aklından geçer bazen,daha önce hiç gitmedğimiz bir yere gidip yerleşmek.Düşünmek bile huzur vericidir.

Bundan önceki 3 yıl boyunca eşimin işi sebebiyle Mardinin Nusaybin ilçesinde yaşıyorduk.Hani şu ''medeniyetler şehri'' olan,hani ''masal gibi'' şehir olan Mardinin,Mardinle pek de alakası olmayan,belirli bir sınırı geçtikten sonra doğu havasını buram buram hissedildiği ilçesinde.Şimdilik hayatımın en değişik 3 yılını yaşadığım yerdir Nusaybin.Bizden çok farklı ve bizi çok farklı bulan insanların arasında bazen yadırgayarak bazen yadırganarak,çoğu zaman haddinden fazla içten ve samimi bulup çoğu zamanda ''neden burası böyle'' diyerek geçen en farklı 3 yılımı bitirdim.Yine de dönüp baktığım zaman özleyeceğim şeyler var.Mardin ve Nusaybin çok değişik aktiviteler yapılacak yerler değil tabi.Nusaybin için tek alternatif pasaj gezmekken,Mardin de tarihi manastırları,kiliseleri,mezopotamyayı ayaklarnızın altına seren güzel mekanları görmek,ha bi de leziz yemeklerini tatmak oraların faaliyetleri..








Midyat Konuk Evi (Sıla Konağı)

İlk yıl ''anlamadan'',2. yıl ''daha 2 yıl daha mı buradayz'',3. yıl ''seneye nerede olucazz acabaaa' larla,öğrenilenlerle,yaşanmışlıklarla,içine atılmışlarla,içimizde kalmasınlarla,burayı asla özlemeyeceğim ve seni çok özleyeceğimlerle bir defteri kapattık.
Şüphesiz yaşadığımız her an kendine özel ve içinde olduğumuz sürece anlayamasak da en sıkıcı bulduğumuz günleri bile bi gün özlüyoruz...
Nusaybin'e dair yavaş yavaş,özlenenen şeyler biriktiriyor olsam da 3 yıl boyunca oradan dönmek için gün saydıktan sonra ayrılışın ve yeni bir başlangıcın resmi tam anlamıyla buydu bizim için.


Açılmak üzere  bizi bekleyen defter Ankaraydı.Yeni bir şehir,yeni bir ev,yeni insanlar.Yeniden doğmuş olma hissi...
Arabayla geçerken,okumayı yeni sökermişcesine tüm tabelaları okumak,tüm yerlerin ismini öğrenip aklında tutmaya çalışmak,''aaa buradan daha önce geçtik dimi?' ''hımm bu yol,buraya mı çıkıyormuş''' diye diye yeni bir yerde,önceleri buz gibi yabancı olmayı sonra yavaş yavaş etrafı keşfederek farkında bile varmadan alışmak,öğrenmek..
Benim gibi oldukça saçma detaylara sevinen biriyseniz,evinizin yakınındaki bir markete,başka yerlerde daha önce bulamadığınız bir ürüne sevinmek.
Önceleri sosyalliği yeniden bulmak adına,sonra zaten başka yapacak birşey bulamamaktan ve daha sonra Ankara'da yaşayan insanların çoğunun tek meşgalesi olduğunu öğrendiğinden bol bol avm gezmek :)
Kalan zamanlarda da,mütemadiyen '' değişik birşeyler ''planı yapmak.Bulmak.Uygulamaya geçirecek zamanı beklemek benim taşınma ve alışma sürecimin aşamalarıydı...
Umut dolu bir başlangıç,karşına çıkan,çıkmak için bir köşede bekleyen bir dolu şeye ''umut''la bakıyor olmaksa yeni bir şehrin belkide en güzel yanı.

Bir yerde okuduğum ve sonuna kadar katıldığım bir yoruma göre de,yeni evinde prizlerin yerini hep şaşırmak,gece tuvalete kalktığında alışkanlıktan mutfağa girmek  de taşınmanın en çirkin,en gerçek yanları :)

Sevgiler...