16 Mar 2016

Madalyonun Arka Yüzü


Cuma akşamları...
İçinde hep bir huzur bulunduran akşamlar.Hep loş bir ışık ve bir kitap ister hep  Cuma'lar.Belki hafif bir müzik,belki küçük mumlar.Yani dinlendirici ne varsa.


  
Bu günde öyle bir cuma benim için.Uzun zamandır ne yazmaya,ne okumaya ne de kendimi dinleme fırsat bulamıyorum.Bu akşamı tamamen arınmaya ve dinlenmeye adadım ve soluğu ihmal edilmeye mahkum olan blogumda aldım.



Hayatımın odağında olan minik bir cadıdan mütevellit,buraya pek de ilginç şeyler yazamayacağımı belirteyim baştan.Ama size,herkesin anlattığı gibi 'anneliğin' mükemmel yanlarından değil de madalyonun arka yüzünden bahsederek bir fark yaratabilirim :)


Annelik...Kadınların doğasında olan mucizevi duygu değil mi? Herkesin tatması gereken o eşşiz his.(Çünkü,herkes anne olmak için yaratıldı? )Hele şu son zamanlarda baktığımızda,gerek sosyal medyada gerek televizyon programlarında özendirilen şahane duygular.Ve daha 19 yaşında anne olmuş kızcağızların,en mükemmel anne benim dercesine paylaşımları,anlatımları...
Sizde farkında mısınız bilmiyorum ama,son zamanların en popüler mesleği 'annelik' olmaya başladı.Kimi görsem ya hamile,ya yeni doğum yapmış ya da annelik konusunda o kadar uzman ki,sanıyorsunuz 3-5 çocuk büyütmüş.Oysa bebeği daha 2 aylık :))


Bana soracak olursanız,annelik hep kendine 'acaba iyi bir annemiyim' 'iyi bir çocuk yetiştirebilir miyim' ' önce kendimi yetiştirmeliyim' duygularıyla donatılmış bir serüven.Ve bu işin içine girdiğinizde hep daha iyisini yapmak zorunda olma durumu varki,işte o başa bela bir his.Çünkü daha iyi olmanın sonu gelmiyor.8 aylık bir bebek annesi olarak,her geçen gün yeni bir şey öğrenerek ve uygulamaya çalışarak bebeğim tarafından eğitime tabi tutuluyorum.Dediğim gibi bunun sonu yok.Her gün bugün ne yedirsem telaşı,her şeyin doğalını yesin çabası,hem farklı tatlar denetip hem de o farklı tatların ne işe yaradığını öğrenme durumu....Dedim ya bitmez ve bitmiyor.Bunları yapınca mükemmel anne olunuyor mu diye kendime soruyorum da bütün bunların aslında çocuk büyütmek için gerekli şeyler olduğunu farkediyorum.Oysa ben çocuk büyütmekten çok çocuk yetiştirmek istiyorum...


Dediğim gibi günlerim,ev yapımı bebe bisküvisi,muhallebi,lor peyniri,haftanın iki günü yoğurt mayalama her gün üç öğün bebek yemeği yapma-yedirme geri kalan zamanlarda ev işleri ve tabi ki kendi yemeğimizi yetiştirme,bunların ilk sırasında her daim ilgi bekleyen küçük hanımla ilgilenme,bir zahmet uyuma ve ertesi gün aynı yerden devam etme şeklinde geçerken size bu yazımda anneliğin mükemmelliğinden bahsedemeyeceğim.


O yüzden gelelim madalyonun arka yüzüne :)


9 ay boyunca,bebeği görme ona dokunma heyecanıyla zar zor geçen günler bitti.Bebeğiniz doğdu ve artık tüm serüven heyecanlı bekleyiş geride kaldı.Evet artık,hayatın tüm gerçeği kucağınızda.Bu günden itibaren yüzünüzü yıkayıp yıkamadığınızı bile hatırlamayacak,kendi başınıza evde sıkıntıdan patladığınız günleri deli gibi özleyecek,sokakta elini kolunu sallalyarak yürümenin nasıl bir özgürlük olduğunu anlayacaksınız.
Evet hamilelik bitti ve artık yüzüstü uyuyabilirsiniz ama en uzun 2 saat aralıklarla ve uzun bir süre loş da olsa ışıklı bir ortamda uyuyacaksınız.Uykuyu sevmeyen bir insan olsanız bile,uykunun vücut için gerekliliğini 'alamadığınız' uyku ve 'uyanık bir bebek' çelişkisini yaşayınca çok net anlayacaksınız :)Dışarı çıkıp gezip dolaşmak;Evet hem size hem bebeğe iyi gelecek ama alelacele bebeği hazırlayıp,kendinizi hazırlarken mızıldanan bebek karşısında palas pandıras kendinizi dışarıda bulacak ve o eski halinize bir 'ahh' çekeceksiniz.Güzel bir duş alıp,saatlerce aynanın karşısında oyalanıp mis gibi kokularla evden çıktığınız zamanlar artık geride kaldı.Kendiliğinizden uyanmanın lüks olduğu ya da yatıp uyuyamamanın imkansız olduğu bir hayata hoş geldiniz.Kapıda eşinizi karşıladığınızda,gözlerinin içinin sizden çok o ufak varlığa gülüyor olmasına gelirsek en çelişkili hisleri bir anda yaşayıp,hala delirmediğinize şükrettirir cinstendir.Hem kıskanıp hem deli gibi mutlu olup hem de bir sevgiliyi paylaşmayı o an anlarsınız.Dedim ya,artık çok şey değişti.Sizden önce bebek,eşten önce baba kişileri geldi evinize.

Anlayacağınız,hamileyken hayali kurulan 'bebek kokusu' o kadar ucuz değil.Hele ki,hiç bir bebek tecrübesi olmadan doğumdan itibaren yalnız başına bir bebecikle kala kaldıysanız hiç hiç ucuz değil :)

Bunları neden yazdığıma gelecek olursak,Yakın zamanda bir arkadaşımla geçen sohbetimiz tetikleyici oldu diyebilirim.Bizim toplulumuzda hep vardır ya,bekarken 'ne zaman evleneceksin' evlilik şöyle süper,böyle güzel. Evlenirsin 'çocuk ne zaman sorusuyla başlayıp empoze edilen 'çocuk sevgisi,arzusu'...
Velhasıl,bize de hep 'çocuğun eşsiz bir his olduğu' aşılanmış.Evet doğru,hayatta keşke demeyeceğiniz tek şey çocuk sahibi olmak.Ama çocuğumuz yookken kimse,şöyle zor böyle zor diye kötü anılarını anlatmazkeen bebek sahibi olur olmaz herkes felaket tellalı oldu :) Çocuk doğar,gaz sancıları bitsin deriz 'gazı da tuzu da bitmez artık' derler.Uykuları düzene girse deriz 'ooo biz hala uyumuyoruz derler' ah bir 6 aylık olsa da deriz ' 6 aylık olunca ek gıda başlar,daha zor' derler,yürüse de kendini kurtarsa deriz ' yürüyünce yandınız ' derler....Yaniiii derler de derler.Bizim insanımız böyledir.Kendi başına geleni önce en iyisi gibi anlatırlar,sonra yavaş yavaş ' Allahım ben napmışım' dedirtmeye çalışırlar :)


İşin Aslını böyleyken böyle.Hayattaki en eşsiz his olması,o yumuk ellerine baktığında yememek için kendini zor tutman,güldürmek için çeşitli hallere girip bir tebessümüyle ayaklarının yerden kesilmesi ve sayamayacağım çoklukta şahane hissin olması,tüm bu olumsuzlukların olmayacağı anlamına gelmiyor malesef.


Yani en şahane duygular,en zor imtihanlardan geçiyor :p


Yine de,isterseniz o gün en berbat gününüzü yaşayın.Dünya yıkılsın altında siz kalın.Herşey alt üst olsun vesaire vesaire...Onun yüzüne baktığınızda bir kere bile 'keşke' demiyorsunuz.
Hatta,tüm bu kirliliklerin içinde,en saf en temiz haliyle size bakan bir çift göz olduğu için her saniyeniz şükürle geçiyor.Her cümleniz şükürle bitiyor.


Tıpkı benim şuan yapacağım gibi :) Dileğim,Allah her eve bu mis kokululardan,salyalı ağızlardan göndersin.Çok şükür,evimizdeki salyalı böceğe.


Şimdi sizi konumuzla hiç alakası olmayan resimlerimizle baş başa bırakıyor ve gidiyorum.






Masallah dediyseniz,imza atip cikabilirsiniz Sevgili okuyucu 😀
Sevgiler...